петък, 1 юли 2016 г.

KALELER DÜŞERKEN, KOLTUKLAR DA GİDER...

Ramazan ayı o kadar mübarek ki, yıllar boyu şahit olmadığımız görüntüleri, bu yılki iftar sofraları vesilesi ile  bize gösterdi.

Eskiden ve küçüklüğümüzde, hani Kadir gecelerinde, nasıl gök kapılarının açılmasını beklemekten yorgun düşerdik, son çeyrek asırda ise, Bulgaristan'daki Türk asıllı "siyasetçilerimizi" Ramazan sofralarında aramaktan yorulduk...

Bu seneye dek, ancak, bazıları için Boyana'nın saray sofrası daha ballı ve ihtişamlıydı. Orada "Ebava"sözcükleri bile havada uçuşuyordu ve alkışlanıyordu...

Meydana gelen son siyasi gelişmelerden sonra, "siyasetçilerimiz", kendilerine yıllarca oy veren bir de unutulmuş halk olduğunu hatırladılar. Belki de, ilk defa, belirgin bir şekilde, oturdukları koltukları, bu halka ve onun oylarına borçlu olduklarının farkına vardılar ve bu insanları küstürmenin, ileride bal dökülü bu koltuklardan mahrum kalacaklarını anladılar...

Ve otuz günlük bir yarış maratonu başladı. Kim daha çok iftar daveti sunacak, kim daha çok davete icabet edecek ve kim daha çok insana hitap edecek?

DOST, HÖH, Balgöç'ler yöneticileri iftardan iftara koşturdular ve ne kadar halkımıza yakın olduklarını, örf, adet ve dini duygularına ne kadar ortak olduklarını ispatlamaya ve daha doğrusu göstermeye çalıştılar. Feysbuklar, adeta foto albümlerle dolup taştılar...

Ancak, şu da gözden kaçmadı. Birçok davette, siyasetçilerimizin sofrası ve masası ayrı idi. Güya halkın sofrasına geldiler, fakat nedense onun masasına oturmaya cesaret edemediler. Belli ki çok korkuyorlar ve ürkekler. Saraycıların bellerinde tabancalar görünürken, antisaraycılar ise herhalde "gaz tabancası" taşıyorlardı...

Evet, ayrı bir masaya oturdular ve kendi gündemlerinin, dertlerinin, duygularının, diğer “basit” insanlar ile aynı olamayacağını şehven de olsa gösterdiler.

Bazı saray soytarıları ise bu sofralara hiç katılmadı. Onlar, derin felsefe ve yüksek siyaset ile uğraşmaktan, yemek yemeye bile vakit bulamıyorlar!

Şöyle veya böyle, Ramazan ayı,  "siyasetçiler" ile sıradan insanlarımızı  yan yana, karşı karşıya  getirebildi.

Ancak, Ramazan ayı bitiyor ve asıl imtihan şimdi başlıyor.

"Siyasetçilerimizin" rahatsızlığı adeta dışa vurmakta, çünkü artık keyfi hareketlere son verilmekte ve Ramazan ayındaki halkımızla sağlanan kerhen birliktelik bir şekilde devam ettirilecek. Mecburen seçmenin kaprizlerine katlanacaklar.

Sofya ve uyduruk saray kapıları ardına gizlenemezler, çünkü artık siyasi rekabet kızışmak ta.

DOST partisi, yerelde bütün oylara talip ve bunun için çok ciddi bir yapılanmaya kalkıştı. Eski rahatlık, bizden başkasına oy veremezler kabulü, adeta buharlaştı ve yok oldu.

Kaleler düşmeye başlarsa, koltuklar da gidecek!

Bu sebepten dolayı, "siyasetçilerimizi" sorgulamaya, taleplerimizi dillendirmeye, dibine kadar tenkit etmeyi ve biraz da naz çekmeyi öğrenelim.

Çünkü gerçek Patron, uyduruk sarayındaki, göbeğini kaşıyan değil, kalın enseli ve işe yaramaz dümbükleri seçen halktır.

Boşa geçen 25 seneyi, bir türlü elde edilmeyen  hak ve özgürlüklerimizi, eğitim, medya, ekonomik kalkınmayı ve ticari kapasitemizi çok kısa bir zamanda telafi etmemiz  gerekmiyor mu?

Bu ise ancak siyaset ile mümkün. Artık kapalı kapılar dönemi bitti sayılır. Bu iş, her köye, her belediyeye ve her eve hizmet götürmekle olacaktır. En azından, öyle umut ediyoruz ve arzuluyoruz.

Lafın kısası, nefesimiz artık ensenizde!
Yapılan iyilikte, kötülükte görülecektir!

Feridun ÖZTÜRK


0 коментара:

Публикуване на коментар

Забележка: Само членове на този блог могат да публикуват коментари.