“Türkler köylerinden zorla yollara dökülürken, hava karanlık, kör dumanlı, kara bulutlu, sisli ve yağmurluydu. Göz gözü görmüyordu. Çok kötü durumlardı. Kimse kimseyi görmüyordu”
1984, Bulgaristan Türkleri ve insanlık için kara bir yıl olarak tarihlere geçmiştir. Totaliter Bulgar devletinin Türkleri yok etme planlarının doruk noktasına ulaştığı bu yılda, insanlar dövülmüş, öldürülmüş ve silah zoruyla isimleri değiştirilmiştir. Bu soykırım olayları, 1984 yılının 26 Aralık günü, adeta bir vahşete dönüşmüştür.
İşte 26 Aralık 1984 yılını yaşayanlardan ve kendisi de etraf köylerden toplanan Türklerle birlikte olan Muhammed Ömer anlatıyor:
“1984 yılının 26-27 Aralık günleri, Bulgar askerleri ve etraf köylerden gelen Bulgarların da desteğiyle, etraf köylerden yaklaşık On bin Türk kadın, erkek ve çocuklar olmak üzere, buraya toplanır.(Kırcaali iline bağlı, Yurtçular köyü) Etraf köylerin nüfusu ise yaklaşık olarak onbeş bin civarındadır. Milletin üzerine güçle yürüdüler, amaçları Türkleri Bulgar yapmaktı. Ya ölecek ya da Bulgar olacaktık. Karşı çıkanlar oldu. Bir saatin içersinde üç kişiyi, insanların gözleri önünde öldürdüler. Bunlar Musa Yakup, Ayşe Hasan ve 17 aylık Türkân bebektir. Yaklaşık 5 kişide yaralanır. Diğer karşı gelenleri de Belen’e mahpus ettirmişlerdir. Bunlar da yaklaşık olarak 45 kişidir. Diğer bir katliam da köylüleri toplama esnasında yollarda yaşanmış ve sayısını bilemediğimiz çok sayıda Türk buralarda can vermiştir. Türkler köylerinden zorla yollara dökülürken, hava karanlık, kör dumanlı, kara bulutlu, sisli ve yağmurluydu. Göz gözü görmüyordu. Çok kötü durumlardı. Kimse kimseyi görmüyordu. Allahın bir takdiri işte. Yirmi metre önümüz dahi görünmüyordu. Millet dışarıda aç, susuz ve perişan.....(Muhammed Ömer bu arada çok duygulandı, titremeye ve ağlamaya başlayınca, söyleşimizi yarıda kesmek zorunda kaldık)
KOLE'nin yazısından bir kesit
понеделник, 26 декември 2011 г.
Абонамент за:
Коментари за публикацията (Atom)

0 коментара:
Публикуване на коментар
Забележка: Само членове на този блог могат да публикуват коментари.